arrow_back Tüm yazılar label Genel

Çocuklarda Yas Süreci

Yapılan araştırmalar, çocukların %70’inin 18 yaşına gelene kadar bir kayıp deneyimi yaşadığını göstermektedir. Çocuklarda yas süreci, yaş ve bilişsel gelişim düzeyinden bağımsız düşünülemez.

NE

Nur Ertaş - Klinik Psikolog

Yazar

calendar_today
schedule 5 dakika okuma
#yas #çocuk #education #eğitim #süreç #kayıp #duygu
Çocuklarda Yas Süreci

Çocuklarda Yas Süreci

Kayıplar, hayatımız boyunca kaçınamadığımız bir durumdur. Her birimiz yaşadığımız kayıplara çok yönlü cevaplar veririz. Kişinin bir yakınının, evcil hayvanının veyahut sevdiği nesnenin kaybına karşı verdiği tepkilerin bütününü içeren düşünce, duygu ve davranış sürecine yas demekteyiz. Yas süresinde kişiler arasında belirgin farklılıklar görülebilmektedir. Örneğin, babasını kaybetmiş aynı aile üyeleri içerisindeki dört kardeşin her biri aynı tepkiyi göstermeyecektir. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklar da çeşitli kayıplar yaşarlar. Bu durum hayatın olağan akışında alışılagelmiş bir durumdur. Yapılan araştırmalar, çocukların %70’inde 18 yaşına gelene kadar ebeveyn, yakın akraba ya da arkadaş kaybı yaşadığı sonucuna varmıştır. Çocuklar bu tür kayıpları bir arkadaşları hastalandığında ya da öldüğünde veya sevdikleri kişiler uzak bir yere taşındığında da yaşayabilmektedir. Yaşanılan bütün bu kayıplar çocuklarda yas sürecini ve tepkisini başlatır.

Çocuklarda yas reaksiyonlarının görülüş şeklinin yaştan ya da çocuğun bilişsel gelişim kapasitesinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Çocukta zamanla ölüm, kayıp kavramları oturmakta, soyut algı geliştikçe de erişkin tipi yas reaksiyonundan söz edebilmekteyiz. Yas süreci yetişkin bireylerde olduğu gibi, çocuklar için de aynı aşamaları kapsamaktadır.

Şok Evresi: Birkaç saatle birkaç hafta sürebilir. Çocukta şaşkınlık ve karışık ruh hali mevcuttur. Çocuğun hareket edememesi, konuşamaması ve tepki verememesi gözlenir.

Protesto Evresi: Haftalar ya da aylarca sürebilir. Yaşam boş ve anlamsız görülebilir. Duygu ve aktiviteler kayba yönelmiş durumdadır. Hayal kırıklıkları, kaygı ve öfke tekrar tekrar ortaya çıkabilir.

Ümitsizlik Evresi: Kaybedilenin artık gelmeyeceğini ve kaybın kalıcı olduğunu anlamaya başlama sürecidir. Ümitsizlik ve çaresizlik yoğun olarak yaşanır. Bu evrede huzursuzluk, sosyal geri çekilme, depresyon ve bedensel belirtiler ortaya çıkabilir.

Ayrılma Evresi: Ölüm gerçeği tamamen kabullenilir. Kayıp öncesindeki işlevselliğe dönülür. Yeni durumlarla beraber yasın azaltıldığı durumdur.

Bu aşamalar her yaşta görülüyor olsa bile kişiden kişiye göre aşamalarda görülen davranışlar ve algılar farklılık gösterir. Evreler haricindeki diğer tepkiler, çocuğun ölüm haberini aldıktan sonra birkaç gün ya da birkaç hafta içinde gösterdiği ve etkisini aylarca hatta yıllarca gözleyebildiğimiz tepkiler olmaktadır. Bunlar normal tepkilerdir. Çoğu çocuk bunlardan en az bir tanesini gösterir ve tepkilerin türü, yoğunluğu ve süresi çocuktan çocuğa değişiklik gösterir. Kaygı ve korku, uyku bozuklukları, içine kapanma ve kendini çevreden soyutlamak için yapılan davranışlar, öfke ve dikkat çekmek için yapılan davranışlar, üzüntü ve özlem, suçluluk, olanlarla ilgili oyunlar kurma, yaşından daha küçükmüş gibi davranma biçimleri, olayları rahatsız edici bir biçimde yeniden yaşama, genelde sık verilen tepkiler olmaktadır.

Kaybı olan çocuğa uygun şekilde nasıl yaklaşılmalıdır?

Bir kişi öldüğü zaman geride kalan kişiler için en zor durumlardan birisi de şüphesiz çocuğa nasıl söyleneceğidir. Kaybın yaşanması yetişkinler de üzüntülü iken, çocuğa nasıl söyleneceği ise durumu daha da zorlaştırmaktadır. Çocuğa mümkün olunan en kısa sürede söylenmesi gerekir. Çocuğun karşısında kayba yönelik duygularınızı göstermekten çekinmeyin. Bu durumla o da duygularını ifade etmesinin sakıncası olmadığını algılayabilir. Her çocuğu yaşına uygun bilgilendirme koruyucu tedavinin ilk basamağıdır diyebiliriz. Çocuğun yaşına ve bilişsel gelişimine uygun şekilde bilgi verilmesi çok önemlidir. Varsa çocuğun ebeveyni, yoksa en çok sevdiği, güvendiği kişiler tarafından çocuğa bilgi verilmesi durumu daha iyi anlayabilmesi için önemlidir. Kaybedilen hakkında konuşulmalı, çocuğunda konuşmasına fırsat verilmesi sağlanmalıdır. Kaybedilenin eşyalarından bazıları çocuğa verilebilir. Çocuğun duygularını ifade etmede kullanacağı dili bulmasına yardımcı olmaya çalışılmalıdır. Çocuğa olup bitenlerle ilgili bilgi verirken, doğru ve somut bilgilerin verilmesine özen gösterilmelidir. Özellikle küçük çocuklara “gitti” gibi ifadeler yerine, “öldü” kelimesi kullanılmalıdır. Aksi durumda çocuk ölen kişinin geri döneceğini bekleyecektir. Çocuğa karşı açık ve dürüst olunmalıdır. Gerçek olan durum söylenmeli, “hastanede”, “yolculukta” gibi söylemler çocuk gerçeği öğrendiği zaman size olan güveninin kırılmasına yol açacaktır.

Çocukların cenaze törenlerine katılıp katılmaması gerektiği konusu genellikle kararsız kalınan bir durum olabilir. Çocuğun cenaze ve anma törenlerine katılmasına izin vermek kaybedilenle vedalaşması açısından önemli olmakla beraber eğer törene katılmayı istemiyorsa ısrar edilmemelidir. Cenazelerde ölen kişilerin yakınlarının vereceği aşırı tepkiler, ağlamalar, çığlıklar, çocuğa karşı “Ah yavrum yetim kaldı şimdi…” gibi söylemler çocuğu daha çok korkutabilir ve yaşadığı durumu kabullenmesini daha zor bir duruma getirebilir. Cenaze törenine katılması çocuğun yaşı ve gelişimsel düzeyine göre, bireysel özellikler göz önünde bulundurularak, çocukla beraber karar verilmesi gereken bir durumdur.

Çocuğa destek olmak için öncelikle sabırlı olunmalıdır. Çocuğun soracağı sorularını tekrar tekrar sorsa bile yanıtsız bırakmamaya çalışın. “Annen artık gelmeyecek ama o bizi hep sevecek, biz de onu sevmeyi hiç bırakmayacağız. Hep düşüneceğiz ve ben senin yanında olacağım, seni koruyacağım.” gibi cevaplarla ona güvende olduğunu hissettirmeye çalışabilirsiniz. “Sakın ağlama, senin güçlü olman lazım.”, “Sen ağlarsan o da ağlar, sağlam durmamız gerekiyor.” gibi söylemlere başvurmamamız gerekir. Çünkü bu tür söylemler onun duygularını yansıtamamasına ve yas tutamamasına sebep olmasına ve bu süreci sağlıklı bir şekilde geçirememesine neden olabilir.

Yas süreci normal bir durumdur. Eğer çocuk altı ayı geçmesine rağmen gündelik yaşantısına dönmekte güçlük çekmekteyse, kendisini güvende hissetmekte zorlanıyorsa, kekemelik, saldırganlık, hırçınlık gibi davranışlar görülüyorsa, ölen kişiyi sık sık soruyor, arkadaşlarından uzaklaşmışsa, akademik başarısı fark edilir şekilde düşüşe geçmişse ve okula gitmeyi reddediyorsa...

Mutlaka psikolojik destek alması önerilmektedir.

Bu yazıyı paylaş

LinkedIn Twitter WhatsApp

Etiketler

tag yas tag çocuk tag education tag eğitim tag süreç tag kayıp tag duygu
NE

Yazar

Nur Ertaş - Klinik Psikolog

Talents Value yazarı; yetenek zekası, karar verme ve dijital dönüşüm üzerine içgörüler paylaşıyor.